Pazar, Ekim 05, 2008
PROJEDE HANGİ BANNER BOYUTLARINI KULLANMALI?
Türkiye'de son dönemde hızla artan internet girişimcileri, bizleri yeni projeleri ile tanıştırmaya devam ederken, bu projelerin eksik ve geliştirilebilir yönlerini devamlı olarak eleştirip yorumlarımızı iletiyoruz. Fakat yeni filizlenen bu internet projelerinin sıkıntı yaşadığı bir bölüm var ki o da "Gelir Modeli". Katma değer sağlayabilecek birçok projenin ya gelir modeli yok ya da sadece reklama dayalı bir gelir modeli amaçlamaktadır. Peki projenin grafik arayüzünü tasarlamadan önce banner alanlarını hangi boyutta yapmalı? Nielsen Online tarafından paylaşılan aşağıdaki rapora göz atmak faydalı olacaktır. İşte en rağbet gören banner boyutları.
Salı, Eylül 02, 2008
BASİT VE GELİŞTİRİLEBİLİR SERVİSLER
Web 3.0' ın öne çıkan semantik yaklaşımıyla birlikte en kritik yeniliğinin programlanabilir web olduğunu söyleyebilirim. Özetle web sitelerinin birer servislere dönüşeceği bir yapı söz konusu. Aslında daha önceki uygulamalarda görülen mümkün olduğunca çok özellik kullanımı bitmek üzere. En önemli kural servisin mümkün olduğunca az özellikli ve basit olması.
Bu özelliğin Facebook'taki uygulama ekleme özelliğiyle popüler olmasına rağmen, yine de bu konu için facebook en doğru örnek olmayacaktır. Twitter ve friendfeed üzerine çok fazla şey konuşulabilir ama en önemli ortak özellikleri basit ve tamamen diğer uygulamalar tarafından geliştirmeye açık olmaları. Bakış açısı olarak en farklı yaklaşım daha önceki "yapabiliyorsak biz yapalım" mantığından "diğer uygulamaların yapmasının daha karlı modeller yaratacağı" mantığına geçiştir.
Bu durumu bir adım öne taşırsak; çekirdek bir altyapı üzerinde üretilen bir servisin yarattığı hizmetin de aslında başka servisler tarafından yararlanılabileceği düşünülerek ek servislerin de mümkün olduğunca basit ve tüm arayüzlerinin diğer uygulamalara hizmet verecek şekilde tasarlanmasını da yakın gelecekte bir gereksinim olarak görebiliriz. Ben bu durumu biraz franchise mantığına benzetiyorum. Üretilen çekirdek hizmetin başka servis verenler tarafından sahiplenilerek her iki taraf için de kazanca dönüştüğü yeni ekonomik modeller yaratılması.
Aslında web uygulamaları gerçek hayattaki modellerle yakınlık göstermeye başladı. Bu durum aslında online uygulamaların offline uygulamaların yerini almaya başladığı maratonun ısınma koşuları.
Bu özelliğin Facebook'taki uygulama ekleme özelliğiyle popüler olmasına rağmen, yine de bu konu için facebook en doğru örnek olmayacaktır. Twitter ve friendfeed üzerine çok fazla şey konuşulabilir ama en önemli ortak özellikleri basit ve tamamen diğer uygulamalar tarafından geliştirmeye açık olmaları. Bakış açısı olarak en farklı yaklaşım daha önceki "yapabiliyorsak biz yapalım" mantığından "diğer uygulamaların yapmasının daha karlı modeller yaratacağı" mantığına geçiştir.
Bu durumu bir adım öne taşırsak; çekirdek bir altyapı üzerinde üretilen bir servisin yarattığı hizmetin de aslında başka servisler tarafından yararlanılabileceği düşünülerek ek servislerin de mümkün olduğunca basit ve tüm arayüzlerinin diğer uygulamalara hizmet verecek şekilde tasarlanmasını da yakın gelecekte bir gereksinim olarak görebiliriz. Ben bu durumu biraz franchise mantığına benzetiyorum. Üretilen çekirdek hizmetin başka servis verenler tarafından sahiplenilerek her iki taraf için de kazanca dönüştüğü yeni ekonomik modeller yaratılması.
Aslında web uygulamaları gerçek hayattaki modellerle yakınlık göstermeye başladı. Bu durum aslında online uygulamaların offline uygulamaların yerini almaya başladığı maratonun ısınma koşuları.
Etiketler:
friendfeed,
programlanabilir web,
twitter,
web 3.0
Pazar, Haziran 01, 2008
Şirketimin Twitter Hesabı
Geçtiğimiz bir kaç yıl içerisinde web yaklaşımlarının farklı bir boyut kazandığını söyleyebiliriz. İçeriğin artmasıyla birlikte bireylerin kendisini daha fazla ifade etme imkanı bulacağı alanlar yaratıldı. Ülkemiz açısından da bu geçişi diğer yeniliklere geçişle karşılaştırdığımızda çok da zor olmadığını söyleyebiliriz. Sonuç olarak da iş hayatı ve sosyal hayat birbirine daha fazla girdi. Firmalar açısından bir başka trend ise özellikle İstanbul gibi problemli şehirlerde insanların zaman sıkıntılarından dolayı iş arkadaşlarının hayatlarına daha fazla girmeye başlaması. Bu da aslında iş ve sosyal hayatın yaklaşmasını destekleyen bir unsur. Bunu bir de profosyonel çalışanlar için düşünürsek, mesleki kişisel gelişim yöntemlerinin de klasik sosyal etkinliklerle benzer sularda yüzmeye başladığını söyleyebiliriz.
Durum böyle olunca şirketlerin de bu değişime ayak uydurma zorunluluğu oluştu. 2000'li yılların başlarında ilk olarak kurumsal bloglar ortaya çıktı. Bu şekilde kurumlar kullanıcıya soğuk duran izlenimlerini kırmaya başladılar. Buna en iyi örnek olarak, en bilinen blogculardan olan Robert Scoble'ın çok sayıda Microsoft çalışanının blogcu olmasını sağlayarak Microsoft'u kullanıcıya daha fazla yaklaştırdığı denemesini verebiliriz.
İkinci aşama olarak kurumlar artık Facebook ta yerlerini almaya başladılar. Facebook aslında ücretsiz tanıtım için çok iyi bir yöntemdi. Firma sayfası veya gruplar gibi. Eğer normal web ortamlarında yapılan interaktif çalışmaları bir facebook uygulaması olarak sunmak tercih edilirse bu da çok zor olmayan bir yoldu.
Şu an sanırım üçüncü aşamaya geldik. Twitter dönemi. Firmalar twitter'i neden kullanır sorusunun cevabı aslında insanlar neden kullanır sorusunun cevabında yatıyor. Firmalar kullanıcıların kafasında olumlu ve canlı kalmak isterler. Bu nedenle düzenli olarak eposta ve sms çalışmaları yaparlar. Twitter şu an için bir alternatif değil belki ama çok iyi bir destekleyici. Hem ücretsiz, hem de tamamen izinli. Global olarak kullananlardan jetblue ve digg örneklerini verebilirim.
Bundan sonraki aşamayı ben de merak ediyorum. Bekleyip görmek lazım.
Durum böyle olunca şirketlerin de bu değişime ayak uydurma zorunluluğu oluştu. 2000'li yılların başlarında ilk olarak kurumsal bloglar ortaya çıktı. Bu şekilde kurumlar kullanıcıya soğuk duran izlenimlerini kırmaya başladılar. Buna en iyi örnek olarak, en bilinen blogculardan olan Robert Scoble'ın çok sayıda Microsoft çalışanının blogcu olmasını sağlayarak Microsoft'u kullanıcıya daha fazla yaklaştırdığı denemesini verebiliriz.
İkinci aşama olarak kurumlar artık Facebook ta yerlerini almaya başladılar. Facebook aslında ücretsiz tanıtım için çok iyi bir yöntemdi. Firma sayfası veya gruplar gibi. Eğer normal web ortamlarında yapılan interaktif çalışmaları bir facebook uygulaması olarak sunmak tercih edilirse bu da çok zor olmayan bir yoldu.
Şu an sanırım üçüncü aşamaya geldik. Twitter dönemi. Firmalar twitter'i neden kullanır sorusunun cevabı aslında insanlar neden kullanır sorusunun cevabında yatıyor. Firmalar kullanıcıların kafasında olumlu ve canlı kalmak isterler. Bu nedenle düzenli olarak eposta ve sms çalışmaları yaparlar. Twitter şu an için bir alternatif değil belki ama çok iyi bir destekleyici. Hem ücretsiz, hem de tamamen izinli. Global olarak kullananlardan jetblue ve digg örneklerini verebilirim.
Bundan sonraki aşamayı ben de merak ediyorum. Bekleyip görmek lazım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

